serbest 1f938-2642

anı

“bir gün üniversitede ders anlatıyorum, bir kız öğrencisi el kaldırdı, söyle kızım dedim, o da hocam bağışlayın ama çok çok yavaş okumuyor musunuz?! yani baya yavaş okuyorsunuz…ben de peki gel sen oku dedim. kız ayağa kalktı geldi ve kürsünün arkasına geçti, kız dondu kaldı, niye biliyor musunuz? çünkü benim eski bir fransız metinden simültane türkçeye çevirerek okuduğumu fark etti…boyunun ölçüsünü aldı, utandı ve gidip yerine oturdu…bir işin ayrıntılarını bilmeden yorum yapmaman gerekir, evladım.”

ilber ortaylı
1

awaara hoon

avareyim
gökyüzünde bir yıldızım, evsizim, sevenim yok

birisini sevmek gibi bir niyetim hiç yok
sevdiğim yalnız bir şehir, bilinmeyen bir yoldur
hiç muvaffak olamadım ama mutluluğun şarkısını hep söylerim

kalbim yaralarla dolu ama yüzüm gülümser
dünya, dünya ya keder oklarınla vurdun beni, ya da kaderimle
bağlantı
(bkz: mukesh)
2

gecenin şiiri

erkek kadına dedi ki:
-seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
erkek kadına dedi ki:
-seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
kadın erkeğe dedi ki:
-baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
ve ben artık
biliyorum:
toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
kadın sustu.
sarıldılar
bir kitap düştü yere...
kapandı bir pencere...
ayrıldılar...

nazım hikmet - bir ayrılış hikayesi
1
/ 8